28 Nisan 2020 Salı

BİZİM İÇİN ŞAMPİYON (2018) TÜRKÇE IMDb 8.4




Türk at yarışı tarihinin efsane atı Bold Pilot ve onun unutulmaz jokeyi Halis Karataş, tüm zorluklara rağmen 1996 yılındaki büyük koşuya hazırlanır. Halis'in bu süreçte tanışacağı Begüm ile aralarındaki yakınlık da herkes tarafından kıskanılacaktır.Gerçek bir hikayeden uyarlanan filmde, Türk atçılığının önemli isminin yaşamı ve başarıları ele alınıyor.


27 Nisan 2020 Pazartesi

THE BOYS OF PAUL STREET (A PAL UTCAI FIUK - PAL SOKAĞI ÇOCUKLARI) (1968) IMDb 7.9



The Boys of Paul Street (A Pál Utcai Fiúk - Pal Sokağı Çocukları)

Macar yazar Ferenç Molnar tarafından yazılan ve ilk baskısı 1906 yılında yayımlanan bir çocuk öyküsüdür. 20. yüzyılın başında hızla gelişen Budapeşte'de, oyun sahalarını Kızıl Gömlekliler denen bir çocuk çetesine karşı korumaya çalışan pal sokağı çocuklarının (Cam Macunu Derneği) mücadelesini anlatır. Çocukların arasında en zayıf ancak en cesur olan Nemenç, yer aldığı çetesini savunmak için cesurca davranacak ve kendini tehlikeye atacaktır. Ancak bu durum Nemenç'in sağlığını ve daha sonra hayatını kaybetmesine sebep olacaktır. Nemenç'in hikayesi, biraz da kahramanlığın ve dürüstlüğün, cesaretin hikayesidir.

SEVEN (YEDİ) (1995) TÜRKÇE DUBLAJLI IMDB 8.6




Seri cinayetler işleyen dahi bir katil, birbirinden oldukça farklı karakterdeki iki cinayet dedektifi ile kedi-fare oyunu oynuyor. Daha kıdemli olan polis, artık günlük hayatının sıkıcılığından bıkan müzmin bekar William Somerset (Morgan Freeman) ise katili bulup bir hafta yani yedi gün içinde emekli olmak istemekte. Yeni ortağı genç ve ukala David Mills (Brad Pitt) ise daha serbest çalışıyor ve Somerset'in yerine geçmeye hazırlanıyor. Beraberce, yağmurun devamlı yağdığı, olayları açık seçik görme ruhunun ve yeteneğinin sekteye uğradığı karamsar bir şehirde katili yakalamaya çalışıyorlar. Yedi günahın izinde cinayetlerini işleyen bu zeki katili yakalamak ise sadece felaketin sonunu hazırlamaktan başka işe yaramıyor.

 

26 Nisan 2020 Pazar

KILL BILL 1-2

DGKLJDLGJDKL

INTO THE WILD (2007) ALT YAZILI IMDb 8.1




Christopher McCandless üniversiteden mezun olduktan hemen sonra iş, aile ve sorumluluk gibi ağırlıkları geride bırakıyor. Bütün parasını yakıyor ve Alaska'da doğa ile birebir yaşamak için yola koyuluyor. McCandless, uzun yolculuğu boyunca bin bir tür macera ve bin bir tür insan ile karşılaşıyor. Grand Canyon'da river rafting yapıyor, doğayı kendine ev ediniyor, orta yaşlı bir hippi çift ve özellikle yaşlı yanlız bir adamla unutulmaz birer ilişki kuruyor. McCandless, iki yıllık yolculuğu boyunca bir kez bile ebeveynleri ve en önemlisi her şeyden çok sevdiğine inandığımız kız kardeşi ile haberleşmiyor.

 

THE BROKEN CIRCLE BREAKDOWN (KIRIK ÇEMBER) (2012) ALTYAZILI IMDb 7.2


Elise dövmecidir, Didier de bir bluegrass grubuyla kovboy kılığında banjo çalar. Daha ilk görüşte âşık olurlar. Didier konuşmayı sever, Elise daha çok dinler; Didier romantik bir tanrıtanımazdır, Elise ise gerçekçi ve dindar. Küçük kızları Maybelle'in ölümcül hastalığı hem aşklarını hem yaşamlarını sorgulamalarına yol açacaktır. Berlin Film Festivali'nin Panorama bölümünde prömiyerini yapan, tutku ve müzik dolu bu dramın yönetmeni, 2010'da İstanbul Film Festivali'nde Altın Lale'yi kazanan Çölde Kutup Ayısı filmini de çeken Felix van Groeningen. 

THREE COLOURS:RED (TROIS COULEURS:ROUGE - ÜÇ RENK:KIRMIZI) (1994) ALT YAZILI IMDb 8.1




Adını Fransa bayrağının renklerinden olan filmler, bu renklerin simgeledikleri üzerinde kurgulanmışlardır. Üçlemenin ilk filmi Mavi, eşini bir kazada kaybettikten sonra yaşadığı yasla baş etmeye çalışan ve tüm duygusal bağlarından kopup yaratıcılık ışığında özgürleşmeye çalışan bir kadını merkeze alır. Filmin adı da bayrakta “Özgürlük” simgesi olarak yer alan renkten gelir. Beyaz ise “Eşitlik” kavramının simgesidir. Adını bu renkten alan ikinci film, yurt dışında çalışan bir Polonyalı bir erkeğin, Fransız bir kadınla olan sorunlu evliliğine odaklanır; buradan Polonya’nın Avrupa’yla olan ilişkilerine dair fikir yürütür. Son film Kırmızı ise, birbirinden son derece farklı özellikle sahip iki bireyin arkadaşlığını anlatır. Kırmızı da “Kardeşlik” anlamını taşır zaten.

Üç Renk Üçlemesi’nin başarısı, tematik olduğu kadar, teknik alanda da kendisini gösterir. Üç filmin de duygu dünyasına müzikleriyle muazzam katkı yapan besteci Zbigniew Preisner’ın etkisinin yanında, Kieslowski filmlerin isimlerini aldıkları renklerin kullanımıyla anlam yaratma konusunda harikalar yaratır. Mavi’nin ana karakteri Julie’nin kederli ruh hâli, görsel dokuyu domine eden maviyle kusursuz bir şekilde seyirciye geçer. Beyaz’da ise bu renk alaycı bir saflığın ve temiz bir vicdan olasılığının dışa vurumu olarak iş görür. Kırmızı ise görsel dokusuyla üçlemeyi başka bir seviyeye taşır. Kırmızının sıcaklığında bireyler mahremiyetlerini birbirlerine açarken, yine aynı renk yaklaşmakta olan bir tehlikenin de habercisi gibidir. Yani özetle denebilir ki, Kieslowski’nin Üç Renk Üçlemesi’nde renkler dekorun bir parçası olmanın çok ötesindelerdir.



THREE COLOURS:WHITE (TROIS COULEURS:BLANC - ÜÇ RENK:BEYAZ) (1994) ALT YAZILI IMDb 7.7



Adını Fransa bayrağının renklerinden olan filmler, bu renklerin simgeledikleri üzerinde kurgulanmışlardır. Üçlemenin ilk filmi Mavi, eşini bir kazada kaybettikten sonra yaşadığı yasla baş etmeye çalışan ve tüm duygusal bağlarından kopup yaratıcılık ışığında özgürleşmeye çalışan bir kadını merkeze alır. Filmin adı da bayrakta “Özgürlük” simgesi olarak yer alan renkten gelir. Beyaz ise “Eşitlik” kavramının simgesidir. Adını bu renkten alan ikinci film, yurt dışında çalışan bir Polonyalı bir erkeğin, Fransız bir kadınla olan sorunlu evliliğine odaklanır; buradan Polonya’nın Avrupa’yla olan ilişkilerine dair fikir yürütür. Son film Kırmızı ise, birbirinden son derece farklı özellikle sahip iki bireyin arkadaşlığını anlatır. Kırmızı da “Kardeşlik” anlamını taşır zaten.

Üç Renk Üçlemesi’nin başarısı, tematik olduğu kadar, teknik alanda da kendisini gösterir. Üç filmin de duygu dünyasına müzikleriyle muazzam katkı yapan besteci Zbigniew Preisner’ın etkisinin yanında, Kieslowski filmlerin isimlerini aldıkları renklerin kullanımıyla anlam yaratma konusunda harikalar yaratır. Mavi’nin ana karakteri Julie’nin kederli ruh hâli, görsel dokuyu domine eden maviyle kusursuz bir şekilde seyirciye geçer. Beyaz’da ise bu renk alaycı bir saflığın ve temiz bir vicdan olasılığının dışa vurumu olarak iş görür. Kırmızı ise görsel dokusuyla üçlemeyi başka bir seviyeye taşır. Kırmızının sıcaklığında bireyler mahremiyetlerini birbirlerine açarken, yine aynı renk yaklaşmakta olan bir tehlikenin de habercisi gibidir. Yani özetle denebilir ki, Kieslowski’nin Üç Renk Üçlemesi’nde renkler dekorun bir parçası olmanın çok ötesindelerdir.



THREE COLOURS:BLUE (TROIS COULEURS: BLEU - ÜÇ RENK:MAVİ) (1993) ALT YAZILI IMDb 7.9



Adını Fransa bayrağının renklerinden olan filmler, bu renklerin simgeledikleri üzerinde kurgulanmışlardır. Üçlemenin ilk filmi Mavi, eşini bir kazada kaybettikten sonra yaşadığı yasla baş etmeye çalışan ve tüm duygusal bağlarından kopup yaratıcılık ışığında özgürleşmeye çalışan bir kadını merkeze alır. Filmin adı da bayrakta “Özgürlük” simgesi olarak yer alan renkten gelir. Beyaz ise “Eşitlik” kavramının simgesidir. Adını bu renkten alan ikinci film, yurt dışında çalışan bir Polonyalı bir erkeğin, Fransız bir kadınla olan sorunlu evliliğine odaklanır; buradan Polonya’nın Avrupa’yla olan ilişkilerine dair fikir yürütür. Son film Kırmızı ise, birbirinden son derece farklı özellikle sahip iki bireyin arkadaşlığını anlatır. Kırmızı da “Kardeşlik” anlamını taşır zaten.

Üç Renk Üçlemesi’nin başarısı, tematik olduğu kadar, teknik alanda da kendisini gösterir. Üç filmin de duygu dünyasına müzikleriyle muazzam katkı yapan besteci Zbigniew Preisner’ın etkisinin yanında, Kieslowski filmlerin isimlerini aldıkları renklerin kullanımıyla anlam yaratma konusunda harikalar yaratır. Mavi’nin ana karakteri Julie’nin kederli ruh hâli, görsel dokuyu domine eden maviyle kusursuz bir şekilde seyirciye geçer. Beyaz’da ise bu renk alaycı bir saflığın ve temiz bir vicdan olasılığının dışa vurumu olarak iş görür. Kırmızı ise görsel dokusuyla üçlemeyi başka bir seviyeye taşır. Kırmızının sıcaklığında bireyler mahremiyetlerini birbirlerine açarken, yine aynı renk yaklaşmakta olan bir tehlikenin de habercisi gibidir. Yani özetle denebilir ki, Kieslowski’nin Üç Renk Üçlemesi’nde renkler dekorun bir parçası olmanın çok ötesindelerdir.


DEDEMİN İNSANLARI (2011) TÜRKÇE IMDb 8.0




İzmir'in bir kasabasında yaşayan ve aslen Girit göçmeni olan bu ailenin öyküsü, öncelikle 10 yaşındaki Ozan'ın gözünden anlatılıyor bize. Artık bazı şeylere aklı ermeye başlayan Ozan, çevrelerindeki birçok kişi tarafından "gavur" olarak görülmelerini, arkalarından konuşulmasını gururuna yediremiyor. Ozan, "beyaz Türkler"in eğitim ve toplumsal düzeninin içinde büyüyor çünkü (Çağan Irmak'ın filmlerinde en sık karşımıza çıkan temalardan biri şüphesiz). Ailesinden koptuğu, okulda veya arkadaşlarıyla geçirdiği her an o sistemin, o dilin içinde. Gayrimüslimlerin evlerinin camlarını taşlayarak indiren çocukları teşvik eden, hatta (kendilerine sorsanız muhakkak masumane, art niyetsiz şekillerde) kızlarını taciz etmeye bile yönlendiren bir zihniyet bu. Irkçılık o kadar yerleşmiş ki o zihniyete, kullandıkları dilin bile farkında değiller çoğu zaman. Tabii, bazen de tam tersine farkındalar.

Ailesi geleneklerini yaşatmaya çalıştıkça ya da eski günleri yad ettikçe, onlara kafa tutmaya ve "Biz Türk'üz, gavur değiliz!" diye isyan etmeye başlıyor dolayısıyla küçük çocuk. Burada filmin diğer merkezi olan Mehmet Bey, yani Ozan'ın dedesi devreye giriyor. Torununun, geçmişte yaşadıkları acıları idrak etmesi için çaba gösteriyor. Ayrıca onu hoşgörülü bir insan olmaya yönlendiriyor. Dedemin İnsanları  Ozan'ın olgunlaşma hikayesiyle birlikte, Mehmet Bey'in henüz yedi yaşındayken koparıldığı memleketine özlemini ve 12 Eylül darbesiyle beraber ülkede değişen ortamı anlatıyor.





BABAM VE OĞLUM (2005) TÜRKÇE IMDb 8.3




Babam ve Oğlum'da, 12 Eylül darbesinin yıktığı hayatlardan birinde yetişmektedir küçük Deniz. Annesini henüz doğmadan önce kaybetmiş, bir gazetede yazar olarak çalışan babası tarafından mütevazi bir evde yetiştirilmiştir. Babası dışında tanıdığı tek bir akrabası bile yoktur. Taki babası Sadık, bir gün Deniz'i şaşırtacak bir haberle gelene kadar... Deniz artık babasıyla birlikte, hiç görmediği dedesinin yanında, küçük bir kasabada yaşayacaktır.


Köye vardıklarında Sadık yıllar önce küstüğü babasını ilk kez görüyordur. Aralarındaki bu küskünlük kolay kolay geçecek cinsten bir durum değildir. Sadık'ın dönüş sebebini anlamlandıramayan aile bir yandan çok mutluyken diğer yandan tedirgindir de. Zamanla Deniz bu hiç görmediği ailesine alışırken ve her şey düzelmeye başlamışken yaşanan bir dram herkesi derinden etkileyecektir.

Son dönem sinemamızın en dokunaklı filmlerinden biri olarak kabul gören Babam ve Oğlum kendi türünde klasikleşmeye aday filmlerden biri.



ISSIZ ADAM (2008) TÜRKÇE IMDb 6.8




Alper otuzlu yaşlarda, gurme sayılacak düzeyde yemek kültürü olan kendi restoranının sahibi iyi bir aşçıdır. Lüks yaşamayı seven, işinde başarılı ama özel yaşantısını her gün farklı kadınlarla birlikte olarak düzene koyamamış, hayatını; yaptığı yemekler, günübirlik ilişkiler, paralı kadınlar üçgeninde yaşayan birisi iken hayatının akışı, bir gün Beyoğlu' nun arka sokaklarında, aradığı eski plak için bir kitapçıya girmesiyle değişir. Ada yirmili yaşlarının sonlarında, güzel, çocuk kostümleri tasarlayıp diken, Alper' in modern yaşamının aksine çok mütevazı, hayatta fazla inişleri çıkışları olmayan genç bir kadındır. Bir gün eski bir kitabi bulabilmek için Beyoğlu'nda dolaşırken Alper ile ayni kitapçıya girer. Çapkın bir adam olan Alper, Ada'nın güzelliğinden etkilenir ve Ada'yı takip etmeye başlar. Ada'nın aradığı kitabi bulmuştur. ilk sayfasına telefon numarasını yazar. Ada'nın işyerine kadar devam eden takip, Alper' in tanışma bahanesiyle aldığı kitabı Ada' ya vermesiyle son bulur. Ada ve Alper' in yaşamlarında ilk defa karşılaştıkları tutkulu aşkın ilk sinyalleri bu kitapla başlar. Alper kopamadığı özgür hayatinin içerisinde Ada' ya yer açmaya çalıştıkça, yaşamının daraldığını fark eder. Aşkı ve özgürlüğü arasında kalan Alper' in sessiz çığlıklarını duyamayan Ada, kendini aşkın rüzgarına kaptırmıştır bir kere ve yaşam bir kere daha aşk oyununun perdelerini Ada ve Alper için açacaktır.

Issız Adam, modern hayatın yalnızlaştırdığı insanları anlatan, yemekler, anneler, eski şarkılar ve aşk üzerine bir film.




BİR KÜÇÜK EYLÜL MESELESİ (2014) TÜRKÇE IMDb 7.2



Eylül hayatta istediği her şeye sahiptir. Güzel, neşeli, eğlenceli. Ta ki bir gün başına bir şey gelene ve yasamının son bir ayını unutana dek.

Eylül´ün ailesi, arkadaşları her şeyin yolunda olduğunu söyleyip dururken, Eylül bir şeylerin ters gittiğini anlamaya baslar. Ve hatırlamadığı bir olayın peşinden Bozcaada´ya gider.

Orada, daha önce hiç görmediği derbeder, garip bir adam, ona seslenir "Eylül. Beni hatırlamiyor musun? Sen burada, bu adada bana aşık oldun."

25 Nisan 2020 Cumartesi

MIDNIGHT IN PARIS (PARİS'TE GECEYARISI) (2011) IMDb 7.7




Sonbaharda evlenecek olan Amerikalı nişanlı çift Gil ve Inez, Inez'in babasının iş gereği Paris'e gelmesini fırsat bilip, küçük bir tatil için bu gözde Avrupa şehrinin yolunu tutarlar. Başta her şey eğlence dolu bir Avrupa kentini gezmekten ibaretken, özellikle damat adayın Gil'in Paris caddelerinde gece yarısı yaşadığı gerçek üstü maceralar sadece onun değil tüm ailenin hayatını değiştirecektir... Zira bu genç adam, Paris’e büyük bir aşk beslemeye başlar ve edebiyatçı kimliği ve tutkusu pekişir..

THE BRAND NEW TESTAMENT (LE TOUT NOUVEAU TESTAMENT - YENİ AHİT) (2015) TÜRKÇE IMDb 7.1



Tanrı filmde erkek insan figüründedir. Brüksel'de eşi ve kızı Ea ile yaşamaktadır, eşi ve çocuğuna aşırı kötü davranmakta, odasındaki bilgisayarla insanların hayatını sadistçe kontrol etmektedir. Babasının despotluklarından bunalan Ea, bir gün babasının odasının anahtarını alıp bilgisayarını karıştırarak insanların ölecekleri günleri ifşa eder. Çok sinirlenen tanrı kızını döver, Ea evden kaçar. Şimdi küçük kızın yapması gereken kendine altı tane havari bulmaktır.

   

THE HANDMAIDEN 2016

DGDGT

7. KOĞUŞTAKİ MUCİZE (2019) TÜRKÇE IMDb 8.3





A UNITED KINGDOM (AŞKIN KRALLIĞI) (2016) ALT YAZILI IMDb 6.8


Başrollerini David Oyelowo ve Rosamund Pike'ın üstlendiği bu romantik dram gerçek olaylara dayanıyor.

Bu filmi sizlere Dr. Fatih Şua TAPAR'ın tanıtım yazısıyla sunuyoruz. Kendisine teşekkür ediyoruz.


AŞKIN KRALLIĞI..

Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı, Arzu ile Kamber.. Aşk hikayeleriyle dolu kültürümüz.. Ama ben size başka diyarlardan bir hikaye anlatacağım: Seretse ile Ruth.. Aslında hikaye değil aynıyla vaki.. İçinden güzel çocuklarla birlikte güzel de bir ülkenin doğduğu çok güzel bir hikaye..
Esas adamımız Seretse Khama.. 1921 yılında Afrika’nın güneyindeki Bechuanaland denen İngiltere’nin himayesindeki topraklarda doğdu. Ailenin erkekleri içine doğduğu kabilenin şefliğini üstleniyordu. Bir çeşit kral sizin anlayacağınız.. Babası sürgünde ölünce şeflik ona geçti ama yaşı küçük olduğu için amcası devraldı. Çocukluğu Güney Afrika’da yatılı okullarda geçti. Üniversite’ye de orada başladı ve gelip şefliği alması yönündeki teklifleri eğitimine devam etme gerekçesiyle geri çevirdi. Lisans için İngiltere’ye gitti.. Yıl 1945.. Orada tanıştığı Ruth Williams ile birbirlerine aşık oldular ve bir yıllık sürenin sonunda evlenmeye karar verdiler. Ruth’un ailesi karşı çıktı ve babası kızını reddetti. Evlendiler.
Bu arada amcası da artık gelip şefliği almasını söyleyip duruyordu. Birlikte Bechuanaland’a döndüler ve bir infial da orada yaşandı. Amcası boşanmalarını aksi takdirde şefliği alamayacağını söyledi. Seretse aşkına sahip çıktı. Oylama yapılacağı gün halkına bunu deklare etti. “O olmadan yönetemem” dedi onlara. Ve önlerine hayal etmeye korktukları hedefler koydu. Bağımsızlıktan bahsetti. “Kendisinin efendisi olmayan hiç kimse özgür değildir” dedi. Oylama açıktı, el kaldırarak.. Havaya kalkan eller herkesi şaşırttı. Aşk kazanmıştı.
Kazanmıştı ama bu tabi İngiltere ile konuyu yakından izleyen ve o yıllarda resmi apartheid (ırk ayrımı) politikasıyla yönetilen Güney Afrika’da huzursuzluk yarattı. Beyaz bir kadın nasıl olur da siyah bir adamla evlenebilirdi. Bu rahatsızlıklarını İngiltere’ye ilettiler ve onlar da Güney Afrika’nın tarafını tutarak Seretse ve Ruth’u konuyu görüşmek üzere çağırdılar. Seretse akıllıydı bu teklifin altındaki gizli düşünceyi hissetti ve Ruth’u ikna ederek Bechuanaland’da kalmasını sağladı. Nitekim İngiltere’ye geldiğinde kendisine beş yıl sürgün cezası verilerek geri gönderilmedi. Seretse bu süre içerisinde boş durmadı halka ve basına meramlarını aktardı. Hikayesi halkın ilgisini çekiyordu ve seçimler öncesi o zaman muhalefette olan Churchill iktidara gelirlerse sürgünü kaldıracağı sözü verdi. Seçimi kazandı ama sürgünü kaldırmak bir yana beş yılı ömür boyu yaptı. Bunu hatırlatması üzerine danışmanının söylediği “muhalefet başka iktidara gelmek başkadır” sözü Seretse’ye siyasetin aşina olmadığı bir yönünü gösteriyordu. Kızı o sürgünde iken doğdu. O yokken kabile başka bir şef seçmeyi reddetti.
Uzatmayalım yaşananlar - sıradan bir vatandaş olarak dönmesi şartıyla – bu sürgünün daha fazla devam etmesine mani oldu. Döndü ve bir süre siyaset dışı işlerle uğraşsa da uzak duramadı. 1965 yılında yapılan seçimlerde partisi büyük başarı kazandı. Bir yıl sonra da bağımsızlıklarını ilan ettiler. Ülkenin adı da değişmişti: Botsvana Cumhuriyeti..
Nasıl biterdi aşk hikayeleri: Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine.. Kerevete çıkalım oturalım biraz çünkü anlatacaklarım bitmedi.. Ruth geldiği yerdeki yaşam standartlarının çok altında yaşadığı halde o fakir ülkede halinden hiç şikayet etmedi. Seretse’yi hep çok sevdi yanında oldu. Hayatını yardımseverlik çalışmalarına , AIDS ile mücadeleye ırkçılığa karşı olmaya adadı.. İkisi birlikte Botsvana’yı dünyanın en büyük elmas üreticilerinden biri yaptılar ve ülkenin refahı belirgin bir şekilde arttı. Seretse Khama öldüğü 1980 yılına kadar bu sürede girdiği dört seçimi de kazanarak devlet başkanlığı yaptı. Şu anda o ve Ruth doğduğu şehir olan Serowe’ye yukarıdan bakan bir tepede yan yana yatıyorlar. Nelson Mandela onların mirasını yol gösteren bir ışık ve ilham olarak tanımlıyordu. Onların o küçük ülkede yaktıkları ışık Güney Afrika’ya da ulaşmış ve ırk ayrımının sona ermesinde rol oynamıştı çünkü..
NOT: Botsvana şu anda kıtanın güneyinde yer alan ülkeler arasında insani gelişme endeksi verilerinde en iyi sonuçlara sahip. Dünya genelinde 1966 ile 1980 yılları arasında en hızlı büyüyen ekonomi oldular. Ayrıca Afrika kıtasında demokrasi alanında en gelişmiş ülke olarak kabul ediliyor. Bu ülke nasıl etrafındaki komşuları arasından böyle sivrildi dersek çok da şaşırtıcı değil belki de.. Mayasında aşk olan, kuruluşu bir aşkın korunmasına dayanan bir ülkeydi Botsvana.. Nelere kadirsin sen ey aşk!..
Bitirmeden: Yukarıda özet olarak anlattıklarım 2016 yapımı A United Kingdom (Aşkın Krallığı) filmine konu oldu.. Ben de zaten bu hikayeyi yazmaya bu filmi izleyince karar verdim. Her şey kitaplardan öğrenilmiyor. Bu evde kalma günlerinde izleyecek film arayanlara önerimdir.

Dr. Fatih Şua Tapar



 

bbth

24 Nisan 2020 Cuma

ZODIAC (2007) ALT YAZILI IMDb 7.7



Zodiac, San Fransisco körfez bölgesini dehşete boğmuş ve onlarca yıl boyunca şifreleri ve mektuplarıyla dört ayrı yargı bölgesinin yetkilileriyle alay etmiş bir seri katilin gerçek hikâyesine dayanan bir gerilim filmi. Bir avcıyı avlamak dört adam için bir saplantı hâlini alır; bu öyle bir saplantıdır ki onları eski hâllerinin birer hayaletine dönüştürür, yaşamları katilin bıraktığı sonu gelmeyen ipuçlarıyla bir kurulup bir yıkılır.



 

GONE GIRL (KAYIP KIZ) (2014) ALT YAZILI IMDb 8.1



Evliliklerinin beşinci yıl dönümünü kutlamaya hazırlanan Nick ve Amy çiftinden Amy, o gün aniden ortadan kaybolur. Amy geri gelmeyince, polisler Nick hakkında şüphelenirler. Nick'in ise kafası karışıktır çünkü rüyalarında Amy'yi vahşice öldürdüğünü görmektedir. Masum olduğunu iddia eden Nick, çevresi tarafından yalanlar ve ihanet ağlarıyla kuşatılmıştır.


Fakat Amy'de dışarıdan görüldüğü kadar masum biri değildir. Gizli günlüğündeki yazılar tek tek açığa çıkınca, onun gibi bir kadından beklenmeyecek tarzda gerçekler ortaya çıkacaktır. Amy'nin ise hayatta olup olmadığı tam bir muammadır.


 

FIGHT CLUB (DÖVÜŞ KLÜBÜ) (1999) ALT YAZILI IMDb 8.8




Jack, hayatın sıradanlığına kapılmış bir sigorta memurudur. Uzun bir süredir 'insomnia' yani uykusuzluk hastalığından şikayetçidir. Kendi psikolojik sıkıntılarından kurtulabilmek adına grup terapilerine katılmaktadır. Terapiler esnasında Marla adında bir kızla tanışır. Bir süre sonra da hayatını değiştirecek olan Tyler Durden ile... Durden, Jack'in ulaşmak istediği tüm hedeflere ulaşmış olan bir adamdır ve Jack'i asla hakkında konuşulmaması gereken bir organizasyon olan 'Dövüş Kulübü' ile tanıştıracaktır.


 

THE BOOK THIEF (KİTAP HIRSIZ) (2013) IMDb 7.6



Marcus Zusak tarafından yazılan filmin konusu olarak, Death, Liesel Meminger’in, İkinci Dünya Savaşı sırasında dokuz yaşındayken bir Alman çalışan sınıf mahallesinde yetiştirilmesinden başlayan hikayesini anlatıyor. Liesel çok geçmeden kitaplarla öyle bir bağ kurar ki onlarla bir tür aşk ilişkisi yaşamaya başlar. Bir süre sonra da kitap çalmaya ve çaldıklarını da üvey babası ve diğerlerine getirmeye başlar. Death tarafından kaleme alınan roman 2007’de yayınlanmıştır ve halen de gayet başarılı bir biçimde satışı devam etmektedir.


 

ÜÇ MAYMUN (THREE MONKEYS) (2008) TÜRKÇE IMDb 7.4



Nuri Bilge Ceylan'ın Cannes ve Antalya Altın Portakal Film Festivallerinin de aralarında bulunduğu bir çok festivalden ödülle dönem güzel filmi.

Küçük zaafların büyük yalanlara dönüşerek parçaladığı bir ailenin gerçeği örtbas ederek her şeye rağmen bir arada kalma çabası. Altından kalkamayacağı acılara ya da sorumluluklara maruz kalmamak adına gerçeği bilmek istememek, onu görmemek, duymamak, hakkında konuşmamak ya da günümüz tabiriyle Üç Maymunu oynamak, onun var olduğu gerçeğini ortadan kaldırır mı?



AHLAT AĞACI (THE WILD PEAR TREE) (2018) TÜRKÇE IMDb 8.1



Nuri Bilge Ceylan Ahlat Ağacı’yla birlikte bir kez daha taşranın yolunu tutuyor ve odağına bir baba-oğul ilişkisini alıyor.

Üniversiteyi bitirip memleketine geri dönen yirmili yaşlarındaki Sinan, kitabını basabilecek bir sponsor ararken hem ailesiyle ilgili sorunlarla yüzleşiyor hem de bir dönem tanıdığı insanlarla yeniden buluşuyor. Geçmiş muhasebeleriyle birlikte gelen bu karşılaşmalar en temelde Sinan’ın kendisiyle yüzleşmesiyle sonuçlanıyor. Doğu Demirkol’un başarılı performansıyla sivrildiği Ahlat Ağacı, özellikle ilk yarısında mizahı bolca kullanıyor. Öğretmen, yazar, asker, imam ve inşaatçı gibi karakterler üzerinden günümüz Türkiye'sine dair geniş bir portre çizen film dede, baba ve oğlu kapsayan üç jenerasyonun arasındaki güç savaşlarını, özünde ne denli benzer olduklarını gözler önüne sererek işliyor.



BİR ZAMANLAR ANADOLU'DA (ONCE UPON A TIME IN ANATOLIA) (2011) TÜRKÇE IMDb 7.9



Nuri Bilge Ceylan, son filmiyle kentsel kaygılarını bir kenara bırakıp, tekrar taşranın sıkıntılı dünyasına ama bu sefer bir cinayet hikayesinin gerilimi ile dönüyor. Yolların tek düzeliği ve kasabanın insana yeni bir şey sunmamasının sıradanlığını fona alan Bir Zamanlar Anadolu'da adıyla da klasiklere gönderme taşıyor. Bir doktor ile bir savcının 12 saatlik gerilimli öyküsünün anlatıldığı filmin baş rollerinde Muhammet Uzuner, Yılmaz Erdoğan ve Taner Birsel yer alıyor. Senaryoda Ebru ve Nuri Bilge Ceylan'ın yanı sıra Ercan Kesal'ın da imzası var. Bu sene Cannes'da Altın Palmiye için yarışan film, Nuri Bilge Ceylan'a Uzak ve Üç Maymun zaferlerinden sonra Cannes'da Büyük Jüri Ödülü'nü de kazandırdı.


KIŞ UYKUSU (WINTER SLEEP) (2014) TÜRKÇE IMDb 8.2



Nuri Bilge Ceylan'ın 2014 Cannes Film Festivali ödülünü alan ve bir çok başka festivalde ödüller ve adaylıkları olan filmi.

Aydın emekli bir oyuncudur, aktörlüğü bıraktıktan sonra Orta Anadolu'da kendi halinde küçük bir otelde çalışarak günlerini geçirir. Hayatında ise iki kadın vardır: kendisine her anlamda uzak ve soğuk olan genç karısı Nihal ve boşanmış olan kız kardeşi Necla. Kışın bastırması ve kar yağışının artması bu küçük kasabada en çok Aydın'ın sinirlerine dokunur ve onu uzaklara gitmeye teşvik eder. 

Türk sinemasının Cannes tescilli, bol ödüllü yönetmeni Nuri Bilge Ceylan'ın Bir Zamanlar Anadolu'da filminden sonra hayata geçirdiği son filmi olan Kış Uykusu yine yüzünü taşraya dönen bir yapım. Filmin başrolünde Haluk Bilginer yer alırken, kadroda kendisine Demet Akbağ, Melisa Sözen,Ayberk Pekcan, Serhat Mustafa Kılıç, Tamer Levent, Nejat İşler ve Nadir Sarıbacak eşlik ediyor.


23 Nisan 2020 Perşembe

WHO AM I ? (KEIN SYSTEM IST SICHER ? - BEN KİMİM ?) (2014) ALT YAZILI 7.6



Genç bir asosyal bilgisayar dehası olan Benjamin, çevrimiçi aktiviteleriyle karizmatik hacker Max’in dikkatini çeker ve onun CLAY adlı hacker grubuna katılır. Gizli tuttukları kimlikleriyle CLAY öyle iyi işler yapar ki, Alman Gizli Servisi ve Europol peşlerine düşer. Bunlar yetmiyormuş gibi karanlık bir hacker grubu da onları tehlikeli bir rakip olarak görecek ve peşlerine düşecektir.

THE FALL (DÜŞÜŞ) (2006) TÜRKÇE DUBLAJLI IMDb 7.9






The Fall çocuksu saflığını koruyan  gerçek bir kaçış sineması örneği. Aynı hastanede yatan Dünyalar sevimlisi Alexandra (Catinca Untaru) ve sevgilisi tarafından terkedilmiş, üstelik daha ilk işinde sakatlanmış bir dublör olan Roy’un (Lee Pace) arkadaşlığı öykünün ana eksenini oluşturuyor, Roy’un kendi hayal kırıklıklarından, nefretinden ve sevgisinden beslenen bir öyküyü Alexandra’ya  bir masalmışcasına kurgulayarak anlatması ile kendimizi eski filmlerdekine benzer  bir intikam ve aşk serüveninin içinde buluyoruz. Herşeyi çalan ve sevdiklerini öldüren Zalim Vali Odious’a başkaldıran ve ondan intikam almak isteyen 5 mitik kahraman : Eski bir köle olan Otta Benga, Patlayıcı uzmanı Luigi, Karısının intikamı peşindeki Hintli, Yaşayan herşeyi seven, Maymunu  Wallace ile maceraya katılan yarı çatlak ingiliz bilimci Charles Darwin ve ormanlarla konuşabilen, karnında kuşlar besleyen garip ama sadık Mystic.

 

IN THE MOOD FOR LOVE (FAA YEUNG NIN WA - AŞK ZAMANI) (2000) ALT YAZILI IMDb 8.0



Hong Kong'da aynı apartmana taşınan bir adam ve bir kadın, birbirleriyle zaman geçirmeye başlarlar. Zaman geçtikçe ikisinin arasında bir bağ oluşur. İlginç olan ise ikisi de eşlerinin kendilerini aldattığından şüphelenmektedir.



22 Nisan 2020 Çarşamba

QUIEN TE CANTARA (KİM ŞARKI SÖYLEYECEK) (2018) ALTYAZILI IMDb 7.0



Lila, oldukça ünlü ve şöhret tutkunu bir şarkıcıdır. Fakat zaman içinde unutkanlık hastalığına yakalanır ve bütün hayatı değişir. Onun büyük bir hayranı olan Violeta hayatına girecek ve eski "Lila" olmayı ona tekrar öğretmeye çalışacaktır."Kim Şarkı Söyleyecek" olarak da çevirebileceğimiz ve amnezi rahatsızlığına yakalanmış bir kadının dramını anlatan 17 ödüllü bir İspanyol filmi


THE CASSANDRA CROSSING (KASSANDRA GEÇİDİ) (1976) ALTYAZILI IMDb 6.4




25 Ekim günü öğleden sonra, Transcontinental Express Cenova istasyonundan 1000 kadar yolcuyla hareket eder. Paris, Brüksel, Amsterdam, Kopenhag ve Stockholm güzergahını izleyecek olan trene ölümcül bir virüs taşıyan mahkum gizlice biner ve mikrobu trendeki yolculara bulaştırmaya başlar. Salgın yayılırken tek çare kalmıştır, ya tren yok edilecek, yada tüm vagonlara geçmeden acil bir önlem alınacaktır.

Martin Sheen, Sophia Loren, Burt Lancaster, Ingrid Thulin, Lionel Stander, Ava Gardner'li kadrosuyla tam bir yıldızlar geçidi.


21 Nisan 2020 Salı

VON RYANS’S EXPRESS (FEDAİLER BİRLİĞİ) (1965) ALT YAZILI IMDb 7.1


Müttefik güçleri, Nazileri Almanyanın içlerine doğru itmeye başlamışken, Amerikan savaş pilotu albay Joseph Ryan'ın (Frank Sinatra) uçağı düşürülür ve kendisi de esir kampına yollanır. Kamptan kaçmaktan çok orada yaşamaya çalışması nedeniyle kendisine "Von Ryan" ismi takılır. Fakat zamanla, komutayı İngiliz subaydan devralır ve İtalya'dan İsviçre'ye giden bir treni kaçırmanın da dahil olduğu cesur bir kaçış planı hazırlar. Tabi Naziler her zaman peşlerinde olacaktır. Heyecandan yerinizde duramayacağınız müthiş finaline kadar tamamıyla macera, kovalamaca ve olağanüstü italya manzaralarından oluşan Oscar adayı mükemmel bir macera.

RED SPARROW (KIZIL SERÇE) (2018) TÜRKÇE DUBLAJLI IMDb 6.6



Dominica, geçmişte yaşadığı travmadan sonra Rus gizli istihbarat örgütü Sparrow School'a katılır. Burada bedenini ve zihnini bir silah olarak kullanması öğretilir. Zorlu ve sadistik bir eğitimden geçen genç kadın, programın şimdiye kadarki en tehlikeli öğrencisi olur. Sahip olduğu güçle geçmişiyle yüzleşmeli, Rus istihbaratının görevini yerine getirmelidir. Ayrıca, hedefi olan Amerikalı CIA ajanı Nathaniel Nash'le uzlaşma sağlamalıdır.

Jennifer Lawrence'ın başrolünde yer aldığı ve acı çekmiş güçlü bir kadının Rus istihbaratında eğitildikten sonraki yaşamını anlatan güzel bir film.



COLD WAR (ZIMNA WOJDA - SOĞUK SAVAŞ) (2018) TÜRKÇE DUBLAJLI IMDb 7.6



Polonyalı yönetmen Pawel Pawlikowski'den güzel bir hikaye. Prömiyerini 2018'de Cannes Film Festivalinde yapan film burada En İyi Yönetmen ödülünü almıştı. Ayrıca bu güzel film En İyi Yabancı Film Oscar adaylığının da aralarında olduğu üç dalda Oscar'a aday gösterilmişti. Bunun dışında da bir çok önemli adaylığı ve ödülü mevcut. 

Zula ve Wiktor savaştan harabe halinde çıkan Polonya’da karşılaşır. Farklı geçmişlere ve karakterlere sahip iki insan birbiriyle asla anlaşamayacak tiplerdir. Ama kader yollarını ayrılmayacak şekilde birbirine bağlamıştır. Ellili yılların Polonya, Berlin, Yugoslavya ve Paris'inin soğuk savaş atmosferinde bu ikili kendilerine aşk için bir fırsat aramaktadır.Birbirinden tamamen farklı karakterlere sahip bir kadın ve bir erkek arasındaki tutkulu ama imkansız bir aşkın öyküsünün anlatıldığı bir film. 



REQUIEM FOR A DREAM (2000) ALT YAZILI IMDb 8.3



Darren Aronofsky'den etkileyici bir baş yapıt.

Sara Goldfarb, televizyon bağımlısı dul bir kadındır. Oğlu Harry ise kız arkadaşı güzel Marion ve uyuşturucu dağıtıcısı Tyrone'la takılan madde bağımlısı bir çocuktur. Sara, bir tv şovuna çıkmaya hak kazanır ve çok heyecanlıdır. Ödül olan kırmızı elbiseye girebilmek için kilo vermeye çalışır ve diyet haplarından kullanmaya başlar. Diğer yandan Harry ve arkadaşları, hiç durmadan eroin ve kokain kullanmaya devam etmektedirler. Bu bağımlılıklar zamanla aileyi bir felakete sürükleyecektir.


TALK TO HER (HABLE CON ELLA – KONUŞ ONUNLA) (2002) ALT YAZILI IMDb 7.9



Altın rengi, üzeri somon güllerle dolu perde Pina Bausch'un Café Müller adlı izletisini sergilemek üzere açılır. İzleyenler arasında birbirini tanımayan iki genç adam vardır. Bir hemşire olan Benigno ve kırklı yaşlarında bir yazar olan Marco. Sahnede ahşap iskemleler ve masalar arasında, Henry Purcell'in The Fairy Queen adlı eseriyle, kollarını açmış dans eden iki kadın vardır. Performansın duygusallığı karşısında Marco ağlamaya başlar. Benigno yanında oturan adamın ağladığını fark eder ve kendisinin de bu gösteriden çok etkilendiğini söylemek ister ama cesaret edemez.

Aylar sonra iki adam El Bosque adlı Benigno'nun çalıştığı özel bir klinikte tekrar karşılaşırlar. Lydia, Marco'nun profesyonel boğa güreşçisi olan kız arkadaşı yaralanmış ve komadadır. Benigno ise klinikte çalışmakta ve komada bir başka genç kadına, bir bale öğrencisi olan Alicia'ya bakmaktadır. Marco, Alicia'nın odasının önünden geçerken Benigno onunla konuşmaya başlar. Bu her şeyin altüst olduğu yakın bir dostluğun başlangıcı olur. Kliniğin dört duvarı arasında ne kadar süreceği belli olmayan bu zaman dilimi; 4 insanın hayatını, geçmişini, bugününü ve geleceğini bilinmeyen bir kadere doğru taşır.




20 Nisan 2020 Pazartesi

ELENA (2011) ALT YAZILI IMDb 7.3





Tecrübeli bir hemşire olan Elena, zengin, yaşlı ve evde bakıma muhtaç bir adam olan Vladimir ile evlenir. İkisi de çocuklarıyla ilişkileri sorunlu ve mesafeli olan insanlardır. Bir gün Vladimir kalp krizi geçirince vasiyetini yazdırma kararı alır. Fakat Elena bu vasiyetin içinde yer almaz. Oğlunun dağılmak üzere olan ailesini bir arada tutmaya çalışan Elena, kocası Vladimir ve oğlu arasında ahlaki bir fedakarlık çıkmazında kalacaktır.

Andrey Zvyagintsev'in son filmi Elena, Cannes Film Festivali'nin Belirli Bir Bakış bölümünün kapanış filmi olarak gösterilen Elena, toplam 22 ödüle sahip bir yapım.



THE BANISHMENT (IZGNANIE – SÜRGÜN) (2007) ALT YAZILI IMDb 7.6




İki çocuklu aile, büyük şehrin ağırlığından kurtulmak ve babalarının doğup büyüdüğü yerleri gezebilmek amacıyla, büyükbabalarından kalma kır evine doğru yola çıkarlar. Aile bireyleri, büyük değişimler yaşayacakları bu yeni hayata alışmaya çalışacak ve bir takım fedakarlıklar yapmak zorunda kalacaktır.

Ustasının (Andrei Tarkovsky) yolundan giden Andrey Zvyagintsev'in ikinci filmi olan Izgnanie (The Banishment) - Sürgün, bizi adeta film değil de fotoğraf karelerini izliyormuş havasına büründürüyor.



THE RETURN (VOZVRASHCHENIE – DÖNÜŞ) (2003) ALT YAZILI IMDb 8.0




Ünlü yönetmen Andrey Zvyagintsev'in bol ödüllü bir filmi.

Ivan ve Andrey, babasız büyümüş ve bu yüzden birbirlerine sıkı sıkıya bağlı iki kardeştir. Bir gün 12 yıl sonra babalarının döndüğünü görünce oldukça şaşıran iki kardeş, babalarıyla balık tutacaklarını sandıkları birkaç günlük bir tatile çıkarlar. Yalnızca solgun bir fotoğraftan tanıdıkları babalarına kavuşmak ilk başlarda kendilerini sevindirse de, sonrasında beklenmedik bir gerilimin içine sürükleneceklerdir.

Toplamda 31 ödüle sahip olan Rus filmi Vozvrashchenie (The Return) - Dönüş, yayınlandığı yılın en çok konuşulan filmlerinden biriydi.



LEVIATHAN (LEVİAFAN) (2014) ALT YAZILI IMDb 7.6




Ünlü yönetmen Andrey Zvyagintsev'in 2014 En İyi Yabancı Film Oscar adayı olan, Golden Globes ödüllerinde En İyi Yabancı Film ödülünü alan, BAFTA ödüllerinde İngilizce Dışındaki Dillerde En İyi Film ödülünü alan Rus toplumunun sosyo kültürel analizini yapan güzel bir film.

Araba tamirciliği yaparak geçimini sağlayan Kolya, eşi ve çocuğuyla birlikte mütevazı bir yaşam sürmektedir. Hayatı, bir gün şehrin Belediye Başkanı’nın, dükkanı ve evinin bulunduğu araziyi elinden almak istemesiyle değişir. Kolya, bu duruma itiraz ederek hukuku kendine göre yöneten otorite ile mücadele etmek zorunda kalır.

Rusya’nın en önemli yönetmenlerinden biri olan Andrey Zvyagintsev, “Dönüş”, “Sürgün” ve “Elena” gibi ödüllü filmlerinin ardından Leviathan (Leviafan) ile yine çarpıcı bir hikayeye imza atıyor.



TANGERINES (MANDERINES - MANDALİNA BAHÇESİ) (2013) ALT YAZILI IMDb 8.2




Savaşın anlamsızlığını ve kötülüğünü anlatan güzel bir yapıt.

Abazya halkı, yaklaşan Rus Çeçen savaşı nedeniyle Estonya’ya göç eder. Fakat köyünü terk etmeyen marangoz Ivo ve komşusu, bahçelerindeki mandalinaları satıp bu parayla ayrılma düşüncesidir. Bu sırada bir çatışma sonucu düşman 2 asker yaralanır ve iki eski dost onlara yardım eder. Artık savaşın ortasında kalmışlardır.

90’lı yıllardaki Çeçen Gürcü savaşına ait gerçek bir hikayeden alınan Mandariinid (Tangerines) - Mandalina Bahçesi, oldukça yüksek bir IMDb puanına sahip ve 6 adet ödüle layık görülüyor.



SHAME (SKAMMEN – UTANÇ) (1968) ALT YAZILI IMDb 8.1





Jan ve Eva Rosenberg, isimsiz bir Avrupa ülkesinde yaşarken, iç savaş çıkması sonucu çareyi bir adaya inzivaya çekilmekte bulurlar. Klasik müzik eğitimi almış, keman çalarak mütevazi bir hayat süren Rosenberg'lerin hayatı, asker dolu bir uçağın yaşadıkları adaya düşmesi sonucu alt üst olur. Her iki taraftan askerlerin adayı bir savaş alanına çevirmesiyle, hayatlarını tehdit altında gören genç çift, başka bir yere kaçmaya karar verirler. Ancak yakalanarak isyancı askerlere yardım ve yataklık etmekle suçlanırlar. Çiftin eski bir dostu olan Albay Jacobi, adayı savunan ordunun başındadır ve onlara yardım edecektir. Tabii eğer sadece... Eva onunla yatmayı kabul ederse!


Ingmar Bergman'ın yönettiği Skammen (Shame) - Utanç, toplam 9 ödül kazanmış bir yapım.