25 Nisan 2020 Cumartesi

A UNITED KINGDOM (AŞKIN KRALLIĞI) (2016) ALT YAZILI IMDb 6.8


Başrollerini David Oyelowo ve Rosamund Pike'ın üstlendiği bu romantik dram gerçek olaylara dayanıyor.

Bu filmi sizlere Dr. Fatih Şua TAPAR'ın tanıtım yazısıyla sunuyoruz. Kendisine teşekkür ediyoruz.


AŞKIN KRALLIĞI..

Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı, Arzu ile Kamber.. Aşk hikayeleriyle dolu kültürümüz.. Ama ben size başka diyarlardan bir hikaye anlatacağım: Seretse ile Ruth.. Aslında hikaye değil aynıyla vaki.. İçinden güzel çocuklarla birlikte güzel de bir ülkenin doğduğu çok güzel bir hikaye..
Esas adamımız Seretse Khama.. 1921 yılında Afrika’nın güneyindeki Bechuanaland denen İngiltere’nin himayesindeki topraklarda doğdu. Ailenin erkekleri içine doğduğu kabilenin şefliğini üstleniyordu. Bir çeşit kral sizin anlayacağınız.. Babası sürgünde ölünce şeflik ona geçti ama yaşı küçük olduğu için amcası devraldı. Çocukluğu Güney Afrika’da yatılı okullarda geçti. Üniversite’ye de orada başladı ve gelip şefliği alması yönündeki teklifleri eğitimine devam etme gerekçesiyle geri çevirdi. Lisans için İngiltere’ye gitti.. Yıl 1945.. Orada tanıştığı Ruth Williams ile birbirlerine aşık oldular ve bir yıllık sürenin sonunda evlenmeye karar verdiler. Ruth’un ailesi karşı çıktı ve babası kızını reddetti. Evlendiler.
Bu arada amcası da artık gelip şefliği almasını söyleyip duruyordu. Birlikte Bechuanaland’a döndüler ve bir infial da orada yaşandı. Amcası boşanmalarını aksi takdirde şefliği alamayacağını söyledi. Seretse aşkına sahip çıktı. Oylama yapılacağı gün halkına bunu deklare etti. “O olmadan yönetemem” dedi onlara. Ve önlerine hayal etmeye korktukları hedefler koydu. Bağımsızlıktan bahsetti. “Kendisinin efendisi olmayan hiç kimse özgür değildir” dedi. Oylama açıktı, el kaldırarak.. Havaya kalkan eller herkesi şaşırttı. Aşk kazanmıştı.
Kazanmıştı ama bu tabi İngiltere ile konuyu yakından izleyen ve o yıllarda resmi apartheid (ırk ayrımı) politikasıyla yönetilen Güney Afrika’da huzursuzluk yarattı. Beyaz bir kadın nasıl olur da siyah bir adamla evlenebilirdi. Bu rahatsızlıklarını İngiltere’ye ilettiler ve onlar da Güney Afrika’nın tarafını tutarak Seretse ve Ruth’u konuyu görüşmek üzere çağırdılar. Seretse akıllıydı bu teklifin altındaki gizli düşünceyi hissetti ve Ruth’u ikna ederek Bechuanaland’da kalmasını sağladı. Nitekim İngiltere’ye geldiğinde kendisine beş yıl sürgün cezası verilerek geri gönderilmedi. Seretse bu süre içerisinde boş durmadı halka ve basına meramlarını aktardı. Hikayesi halkın ilgisini çekiyordu ve seçimler öncesi o zaman muhalefette olan Churchill iktidara gelirlerse sürgünü kaldıracağı sözü verdi. Seçimi kazandı ama sürgünü kaldırmak bir yana beş yılı ömür boyu yaptı. Bunu hatırlatması üzerine danışmanının söylediği “muhalefet başka iktidara gelmek başkadır” sözü Seretse’ye siyasetin aşina olmadığı bir yönünü gösteriyordu. Kızı o sürgünde iken doğdu. O yokken kabile başka bir şef seçmeyi reddetti.
Uzatmayalım yaşananlar - sıradan bir vatandaş olarak dönmesi şartıyla – bu sürgünün daha fazla devam etmesine mani oldu. Döndü ve bir süre siyaset dışı işlerle uğraşsa da uzak duramadı. 1965 yılında yapılan seçimlerde partisi büyük başarı kazandı. Bir yıl sonra da bağımsızlıklarını ilan ettiler. Ülkenin adı da değişmişti: Botsvana Cumhuriyeti..
Nasıl biterdi aşk hikayeleri: Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine.. Kerevete çıkalım oturalım biraz çünkü anlatacaklarım bitmedi.. Ruth geldiği yerdeki yaşam standartlarının çok altında yaşadığı halde o fakir ülkede halinden hiç şikayet etmedi. Seretse’yi hep çok sevdi yanında oldu. Hayatını yardımseverlik çalışmalarına , AIDS ile mücadeleye ırkçılığa karşı olmaya adadı.. İkisi birlikte Botsvana’yı dünyanın en büyük elmas üreticilerinden biri yaptılar ve ülkenin refahı belirgin bir şekilde arttı. Seretse Khama öldüğü 1980 yılına kadar bu sürede girdiği dört seçimi de kazanarak devlet başkanlığı yaptı. Şu anda o ve Ruth doğduğu şehir olan Serowe’ye yukarıdan bakan bir tepede yan yana yatıyorlar. Nelson Mandela onların mirasını yol gösteren bir ışık ve ilham olarak tanımlıyordu. Onların o küçük ülkede yaktıkları ışık Güney Afrika’ya da ulaşmış ve ırk ayrımının sona ermesinde rol oynamıştı çünkü..
NOT: Botsvana şu anda kıtanın güneyinde yer alan ülkeler arasında insani gelişme endeksi verilerinde en iyi sonuçlara sahip. Dünya genelinde 1966 ile 1980 yılları arasında en hızlı büyüyen ekonomi oldular. Ayrıca Afrika kıtasında demokrasi alanında en gelişmiş ülke olarak kabul ediliyor. Bu ülke nasıl etrafındaki komşuları arasından böyle sivrildi dersek çok da şaşırtıcı değil belki de.. Mayasında aşk olan, kuruluşu bir aşkın korunmasına dayanan bir ülkeydi Botsvana.. Nelere kadirsin sen ey aşk!..
Bitirmeden: Yukarıda özet olarak anlattıklarım 2016 yapımı A United Kingdom (Aşkın Krallığı) filmine konu oldu.. Ben de zaten bu hikayeyi yazmaya bu filmi izleyince karar verdim. Her şey kitaplardan öğrenilmiyor. Bu evde kalma günlerinde izleyecek film arayanlara önerimdir.

Dr. Fatih Şua Tapar



 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder