Mutlu bir aile tablosuyla başlıyor No Other Choice. Düşünceli bir koca, güzel bir eş, tatlı çocuklar. Adam resmen bir şükür anı yaşıyor bahçesinde mangal yaparken, ailesine sarılıyor sıkı sıkı. Bir yaz günü. Ancak birden yaprakların dökülmeye başlamasıyla anlıyoruz, mevsim değişiyor. Bu tablo artık eskisi gibi olmayacak. Çerçevedeki resim solacak, bir daha o ana geri dönemeyecek Man-su.
Bunun ilk ipuçları işyerindeki sorunlarda baş gösteriyor. Kağıt endüstrisinin girdiği girdaptan çalıştığı şirket de nasibini alıyor ve Man-su işten çıkarılıyor.
İşte, bu kovulma ve işini haybetme hali Man-su’da derin değişimlere yol açıyor. Birçok işe başvuruyor ancak görüşmelerde başarılı olamıyor, bu başarısızlık duygusu karabasan gibi kendisinin ve ailesinin üzerine çöküyor. Ailesi bu maddi darboğazdan kurtulmak için önlemler almaya başladıkça kendisini daha da yetersiz hissediyor. Bu da Man-su’nın akla hayale gelmeyecek bir plan oluşturmasına neden oluyor, bir cinayet planı…
Man-su’nun şiddete eğilimini ailesinin kökenlerinde arasak bile kapitalist ekonomik sistemin acımasızlığının ruhuna işlemesi de önemli bir etken. Aslında filmin özeti işsiz kalan bir başka adamın eşi tarafından dile getiriliyor, “senin işsiz kalman değil problem, işsiz kalma sorunuyla nasıl başa çıktığın”... Yani güçlü olduğuna inanan kırılgan erkek egosunun açmazları da işin içinde.
Serasında ağaç bakmayı seven bir adamın açgözlülüğünden ötürü şiddet sarmalına düşmesinin matrak bir hikayesi No Other Choice. Herkesin kapitalizmin dişlileri tarafından ezildiği ve yapay zekanın geleceğini tehdit ettiği günümüzde para kazanmak için belki de göze alınması gereken bir şey olacak cinayet işlemek. En azından uç hikayeleri anlatmaya seven Park Chan-wook’a göre öyle diyebiliriz.
Bu arada No Other Choice’un daha önce benim çok sevdiğim yönetmen Costa Gavras’ın aynı isimle filme uyarladığı The Ax romanından uyarlandığını ekleyelim. Hatta kitabın film hakları Gavras’ta olduğu için Park Chan-wook ve Gavras senaryonun ilk taslakları üzerinde beraber çalışmış. Park Chan-wook’ın bu hikayeye getirdiği en büyük yenilik ise esprili dili, masalsı renkleri ve müthiş sinematografisi…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder