Copie Conforme – Aslı Gibidir
Ünlü İranlı yönetmen Abbas Kiarostami’nin 2010 yapımı Copie Conforme yönetmenin
Farsça dışında bir dilde çektiği ilk filmidir. Klasik çizgiden yenilikçi bir
çizgiye geçişinin de habercisidir. Yönetmen bence bu filmle artık sadece bir
İranlı yönetmen değil dünya yönetmeni olmak istediğini de duyurmuştur sinema
dünyasına.
Toscana kasabalarında geçen az mekan, az oyuncu ve bol
diyaloglu bu film evlilik özelinde, kadın erkek ilişkileri genelinde bize kadın
ile erkeğin ilişkiye bakış açılarını ayrı ayrı anlatır. Bizim değerlendirmemizi
ve belki de kendi yorumumuzu, kendi iç hesaplaşmamızı yapmamızı ister. Woddy
Allen’in klasik bol diyaloglu senaryolarını anımsattı bu tarz bana ama bence
bir kopya ise de orijinal kadar güzel. Diyaloglar o kadar akıcı ve ilgi çekici
ki seyirci bir an bile sıkılmıyor.
James Miller (William Shimell) yazdığı Copie Conforme isimli
kitabının tanıtımı için İtalya’dadır. Kitapta özetle orijinal ve aslına çok
yakın kopya sanat eserlerinin karşılaştırmasını yapılmakta, bu iki kavramın
aslında göreceli olduğu, eğer kopya olan gereksinimimizi karşılıyorsa veya
orjinalinden haberimiz bile yoksa kopyanın da orijinali kadar değerli ve önemli
olduğu ana fikrine sahiptir.
Yazar James Miller (William Shimell) tanıtım toplantısında
tanıştığı Elle (Juliette Binoche) ile kitap hakkında konuşmak için buluşurlar
ve çok da planlı olmayan bir gün geçirirler. İkisi de çok doğal ve içtendir.
Gün içerisinde birçok kişi onları evli bir çift sanır. Başta bu duruma karşı
çıksalar da ilerleyen saatlerde ve bu durum hoşlarına gitmeye başlar. Yine orijinal
ile kopya karışmıştır. Durumu o kadar içselleştirirler ve kendilerini olayların
akışına öyle bir kaptırırlar ki bir anda kendilerini klasik eş tartışmalarının
içinde bulurlar. Kadın romantik ve duygusal erkek realisttir çoklukla olduğu
gibi. Kadın geçmişteki en önemsiz detayı en ufak olumsuzluğu hatırlamakta erkek
ise neredeyse kendine göre önemsiz hiçbir konuyu hatırlamamaktadır, hatırlasa
bire onda hiçbir iz bırakmamıştır. Filmin kahramanları belki de gerçek
yaşantılarında partnerlerine söyleyemediklerini bu kopya yaşam kesitinde kopya
partnerlerine rahatça söyleyebilmektedir.
Film ana fikir olarak orijinal ve kopyanın karşılaştırılmasından
yola çıksa da evlilik kurumuyla ilgili olarak da bir sözleşme midir bir
gereklilik midir yoksa toplumsal bir dayatma mıdır sorusu da gündeme geliyor
izleyicilerin zihninde. Aynı sorunun bir benzeri de çocuk ve çocuk yetiştirme
ile ilgili sorgulanıyor.
Film birçok festivalde birçok ödül aldı.
Film
2010 Cannes Film Festivalinde Juliette Binoche’ye En İyi Kadın Oyuncu ödülünü
kazandırdı. Yönetmen Abbas Kiarostami ise
Award Of The Youth ödülünü aldı. Abbas Kiarostomi aynı festivalde Altın Palmiye’nin
en büyük adaylarından olmasına rağmen bu ödülü yine bir Asya orijinli film olan “Uncle
Boonmee Who Can Recall His Past Lives”e kaptırdı.
Juliette
Binoche ödül töreninde o sırada İran’da tutuklu olan ünlü yönetmen Jafar Panahi’yi
gündeme getirerek uluslararası kamuoyunda bir farkında yarattı ve aktivist
yönünü de bizlere gösterdi.
Film ne yazık ki İran’da yasaklandı. Sebebi ise Juliette Binoche’nin filmdeki uygunsuz!!! giyimi ve
davranışlarıydı.
Film
aslında bittiği an bitmeyi bırakın izleyenlerde o an belki de yeni başlıyor.
Yönetmenin amaçladığı da bu aslında. Filmi Juliette Binoche’nini üst düzey
performansı başka bir boyuta taşıyor. Yönetmen Juliette Binoche’den
olabildiğince doğal olmasını, kalıplara bağlı kalmamasını özellikle istediğini
vurguluyor.
Beğeneceğinizi umuyorum bu güzel filmi. İyi seyirler.











Hiç yorum yok:
Yorum Gönder