6 Aralık 2020 Pazar

TENET (2019) IMDb 7.7

TENET


 

Dr. Adem BOZTEPE'nin kaleminden TENET

Platon (MÖ, 424-348): Geometri bilmeyen giremez
C.Nolan: Fizik bilmeyen izlemesin
İnterstellar için gereken derin fizik bilgisini öğrenmenin Nolan üzerinde yarattığı etki artık hobi seviyesinde bile olsa fizikle aşırı-haşir neşir olmayanların izleyemeyeceği filmler çıkarmak oldu. Bir nevi gettolaştı Nolan, artık fizik bilimini sevenler ve ilgili duyanların gettosu gibi.

İnterstellar’ı milyonuncu kez izlediğinde bile zevkten dört köşe olan benim gibi romantik-müzmin fizik aşıklarınınsa Tenet’i izlerken ve izledikten sonra içinin yağları erimiştir zevkten.

İnterstellar’da hikaye daha az komplike, hikayenin ötesinde anlatılan ana konu yeni ve güçlü bir konuydu. Tenet’te hikaye daha kompleksleştirilerek seyir zevki artırılmak istense de anlatılmak istenen konu ne yeni ne de sağlamdı. Bu durum da Tenet’i sanatsal açıdan zayıf bir film yapıyor.

Dünya geneline hakim popüler kültür sinemasını nerdeyse tekelleştirmiş olan Hollywood’un 2000’li yılların dâhisi kabul edilen Nolan, filmlerindeki ana konuyu doğal olarak ve çoğunlukla, kapitalist-neo-liberalizm propagandası yapacak bakış açısıyla işler. Filmlerinin hepsinin temelde şu propagandayı yaptığını görebilirsiniz;

"Kapitalizmin en güçlü dayanak noktası olan “insan hayatı çok önemli ve değerlidir, dolayısıyla bunun için her şey yapılabilir. Tek bir kişinin canı için gezegenler yok edilebilir, bu yüzden de bulunduğumuz yerleri ve doğal kaynakları istediğimiz kadar sömürebiliriz”.

Tenet’te ise artık bayağı bir bayatlamış konu olan soğuk savaş döneminin, neoliberalizm-sosyalizm çekişmesi gündem yapılarak, artık kimsenin yemeyeceği rus tarafının dünyayı nükleer bombayla yok etme tehdidi (ki aslında tam tersi oldu, 60’larda kapitalist-liberalizmi savunmak adına dünyayı nükleerle yok etmekle tehdit eden ABD’ydi) işlenmekteydi.

İnterstellar’da neoliberalist-kapitalist düzenle bulunduğumuz ekosistemin kaynaklarını sömürüp kuruturuz, tükenirse kendimize yeni kaynaklar, yeni gezegenler buluruz gibi en azından umut vadeden bir propaganda yapılırken Tenet’te ise kurmuş olduğumuz düzene karşı çıkan herhangi bir fikir yıkıcı-yok edicidir fikri işlenmekteydi. Tenet bu yönüyle Dark Knight’a daha çok benzemektedir.

Son dönemde propagandanın popüler konularından biri olan abartılmış ebeveyn sevgisi de Tenet’te konunun merkezi kilit noktası gibiydi. Yine Interstellar’da insanoğlunun geleceğini kurtaran özverinin temelinde sevgi, özellikle de bir babanın kızına duyduğu sevgi yatarken bu defa dünyayı kurtarmanın temelinde bir annenin oğluna duyduğu sevgi vardı.

Söz konusu popüler kültür sineması olduğu için öncelikler de propaganda ve gişe olduğundan, Nolan propaganda kısmında artık ezbere bildiğimiz şeyleri anlatıyorken, gişe içinse dönemimizin popüler konusu olan zaman yolculuğu klişesini(aslında Tenet için tam olarak zaman yolculuğu denemese de) hikayeyi anlaşılması güç yapıp seyir zevkini artırmak yönüyle sağlama yönünde bir seçim yapmış. Yani; ya ne kadar zekice, ne kadar da anlaşılması güç demenin popüler olduğu dönemde gişe için bu yola başvurmak da aslında tahmin edilemez değil.

Sonuç olarak Tenet, fizik bilmeyi gerektiren, hikayeyi karmaşıklaştırarak seyir zevkini artırmaya çalışan fakat ana temasında sanatsal açıdan yeni ve ilgi çekici bir konu olmayan, türünün hayranlarına hitap eden bir film olarak çıkıyor karşımıza ve tabi Nolan da bir yere kadarmış dedirtiyor.
Not: Filmle ilgili spoiler olmaması adına;

1- Film hakkında yazmak için vizyona girdikten sonra bir aylık bir süre bekledim.
2- Senaryo ayrıntılarına girmedim doğal olarak ama anlaşılmaması muhtemel noktalar için izleyen dostlarımızla da yorumlarda buluşalım diyorum.
3-Filmin anlaşılmazlığı tek bir noktayı kavradığınızda çözülüyor.

Yazan: Dr. Adem BOZTEPE

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder